Türkiye, ne yazık 17 Ağustos 1999 da Gölcük’te (Mw=7.4)  ve 12 Kasım 1999 da Düzce’de (Mw=7.1) son yılların en hasar verici depremlerini yaşadı. Bu iki yıkıcı olaydan alınan dersler eğitim, araştırma ve kamu bilinci açısından ciddi bir biçimde ele alınmadı. Bir sonraki potansiyel bir doğal afet için yeterince eğitim ve öğretim olmamasına rağmen toplumda bazı pozitif gelişmeler oldu.  

 

Bu sempozyumun amacı, Marmara depremlerinden bu yana, sadece bilim insanları arasında düşüncelerinin değişimi değil aynı zamanda acil günümüz toplumsal problemlerin içeriğini, neden ve ne zaman depremlerin olacağını ileri derecede anlamaya çalışmaktır. Kocaeli Üniversitesi Yer ve Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi olarak, bizim görevimiz bu tip bir bilimsel toplantıya ev sahipliği yapmaktır. 

 

Türkiye çok aktif tektonik hatlar üzerindedir. Türkiye tarihten bu zamana kadar büyük depremler yaşamıştır. Türkiye, Kuzey Anadolu Fay Zonu, Doğu Anadolu Fay Zonu ve Ege Bölgesi’nin uzantısı bir araya gelerek yüksek sismik aktiviteye  sahip, bunun sonucunda büyük ekonomik ve insan kaybına neden olan afet gerçeği ile yüz yüzedir. Doğu Akdeniz Bölgesi’ndeki jeodinamik gelişim ve levha etkileşimleri oldukça karmaşıktır, bu orta ve büyük boyutlu depremler üretebilir. Ege Denizi, Batı Türkiye sahilleri ve Yunanistan, kıtaların sismik olarak çok aktif ve hızlı bir şekilde deforme olan bölgesindedirler. Böylece, Türkiye bizim yanal atımlı fayları, kabuk uzanımı, sismik aktivite, kıta çarpışmalarının oluşturduğu bindirmeleri gibi yer bilimlerinin özel konuları arasından çok nadir yapıları görmemizi sağlar. Son yüzyıldan beri Türkiye 83,000 kişinin hayatına ve 600,000 binanın yıkılmasına mal olan orta ve kuvvetli yaklaşık 80 depremle yüz yüze kaldı. 

 

17 Ağustos 1999 Kocaeli-Gölcük depremi diğer depremler arasında Türk tarihinde en büyük ve en çok insanın öldüğü deprem olmamasına rağmen, toplumu bütün açılardan en çok etkileyen deprem olarak kabul edildi. Bu deprem Marmara Bölgesi’nde yaşayan 20 milyondan fazla insanı etkiledi ve Türk ekonomisinde 15 milyar dolar hasara neden oldu.     Böyle büyük afetler, gelişen ülkelerde sosyal hayatı ve ekonomiyi uzun vadede etkiler. Bazı ekonomistler bu olayın enflasyon oranını en az %5 oranında arttırdığı düşüncesindedirler. Bu olaydan sonra Türk toplumu, eğer gerekli dikkat ve önlemler alınmazsa  deprem gerçeğini ve nasıl böyle bir doğal olayın felakete dönüşebileceğini anlamıştır. Bu olaydan sonra deprem felaketlerinden korunmak ve etkilerini azaltmak için birçok çaba gösterilmektedir. Deprem gerçeğinin sürekli olduğuna, toplumu eğitmemiz gerektiğine, deprem ve etkileri üzerine dikkat çekilmesi gerektiğine inanıyor ve büyük depremlerin yaratacağı ekonomik, sosyal ve teknik kargaşaların bilincindeyiz. Bu durum, farklı yer, mühendislik, mimarlık, hukuk, tıp ve sosyal disiplinlerini bir araya getirir düşüncesindeyiz.       

 

Bu sempozyumu düzenlemekteki temel felsefemiz, depremle ilgili çalışan bilim insanlarımızı bir araya getirerek bilgi alış verişini sağlamaktır. Bu amaçla, Kocaeli ilinde 2003 ve 2005 yıllarının mart aylarında  iki ulusal deprem sempozyumu düzenlenmiştir. Bu sempozyumlarda, jeofizik, jeoloji, jeodezi, inşaat, deprem, endüstri, mekanik, elektronik, çevre mühendisleri ile mimarlar, doktorlar, avukatlar, ekonomistler, gazeteciler, arama kurtarma birimleri, hükümet, belediye, itfaiye ve sivil toplum örgütlerini farklı oturum ve panellerde bir araya getirerek halkı bilinçlendirmişlerdir.

 

Umut ediyoruz, bu sempozyum farklı bilim insanlarının çok farklı disiplinlerde bilgi ve sonuç alışverişine ve gelecekte depreme karşı ortak projeler ve araştırmalar yapmasına yardımcı olacaktır. Bütün bilim insanlarının bu sempozyuma gelip bizi desteklemelerini, öğrencilerini ve genç meslektaşlarını böyle güzel bir toplantıya katılmaları konusunda teşvik etmelerini diliyoruz. Bu sempozyumda, sadece bilimsel kalite bakımından değil, dostça bir atmosferde, sıcak Türk yemekleri ile Türk misafirperverliğiyle ağırlanacaksınız.

 

 

Düzenleme ve Yürütme Kurulu adına

Prof. Dr. Şerif Barış

Kocaeli Üniversitesi